Category Archives: Genel

Adobe Illustrator CC Dilini Türkçe’den İngilizce’ye Çevirme

1-Creative Cloud uygulamasını bilgisayarınıza yükleyin ve giriş yapın.

 

2-Sağ üst köşeden Ayarlar kısmından Tercihler sekmesine tıklayın.

 

3-Tercihler bölümünün içerisinden Creative Cloud sekmesine tıklıyoruz;
Uygulama dilini listeden seçebilirsiniz. English(İnternational) olarak seçip
indirdiğinizde ingilizce olarak inecektir.

Reklamlar
Etiketler , , , , ,

KUANTUM DÜŞÜNCE’NİN HAYATIMIZDAKİ YERİ !

Sıradan düşünce, sıradan kelimeler düşük frekanslı düşüncedir ve düşük enerjileri çeker.

Her şeyden önce, dönüp kendimize bakmalıyız:

Konuştuğumuz kelimelere ve aklımızdan geçen düşüncelere.

Ne türde düşünüyor ve aktarıyoruz?

Genelde tüm dünyada düşünceler ve konuşmalar, isyandan öteye gitmez.

Herkes, yaşadıklarına kızar, başına gelenlere üzülür ve dile getirir.

Her yaşanan olay, kişiye illaki bir şey anlatmak için meydana gelmez. İnsan, sürekli Neden Ben? Sorusunu sorar. Belki sen değilsin. Bütünün içinde Neden Ben sorusunu soran diğer parçan için, sen çekim alanına dahil olan, görev alan bir varlıksın. Bu yüzden sürekli talihsiz olaylar zinciri yaşadığını düşünmek, Bütüne hizmet etme vazifesini henüz daha benimsemediğimizi ve o bilince ulaşamadığımızı gösterir. Bu bilinç oluşana kadar çekim alanlarına dahil olacağımız da şüphesizdir.

“Batsın bu dünya”, “Kahrolsun dünya”, “Böyle Kadere….” “Keşke doğmasaydım” “Niye bunlar benim başıma geliyor” “Kör Talih” “Ne düşünsem oluyor, başıma geliyor” “Su içsem yarıyor” gibi öyle çok kelimeler tüketilir ki…

Hatta pozitif düşünen ve pozitif davranan insanlara da, sanki başka gezegenden gelmiş muamelesi yapılır. “Pollyannacısın” “Safsın” “Bu kadar iyimser olma, kazık atarlar sana” gibi yakıştırmalara maruz kalınır.

Tüm çocukluk boyunca, hep olumsuzluklarla büyütüldük.

“Yapamazsın”, “Düşersin, “Tembel”, “Kabiliyetsiz”, “Üşürsün” “Hasta olursun”, “Elleme, yapma etme”….. Sonra da “Benim çocuğum neden başarısız? Neden isyankar, neden bu kadar asi? nerde hata yaptım?” deriz.

Olumlu düşünmek, pozitif düşünmek öğrenilir ve öğretilebilir. Yani düşünce sistemimizi baştan inşa edebileceğimiz gibi (çocukluktan), sonradan da öğrenebiliriz. Önce düşünce sistemini yeniden ele alır ve olumsuz düşünceler yerine, olumlular konularak konuşmaya ve sonra da düşünmeye başlar.

Her düşünce sonradan eyleme dönüşecektir. Bu zamanla olacaktır. Hemen olmasını beklemek yersizdir.

Sonra hayallerini amaçlarına göre düzenler. Neyi istiyor ve arzu ediyorsa, sanki onlara şimdiden ulaşmış gibi net ve açık imgelemeler yapar. Nasıl biri olmak istiyorsa, onun gibi davranır.

Başlangıçta bu konuda biraz zorlansa bile, sonra yeni düşünce ve tavırlar alışkanlık haline dönüşür. Bilinçaltının olağanüstü gücünü kullanmaya başlar. Sezgilere ve ilhamlara açar kendini.

Bilinçaltının uyarılarına ve desteklerine kendini açar.

Bize bahşedilen en önemli insan olma özelliklerinden ve kullanıldığı zaman çok iyi bir enerjiye dönüşecek olan ALIŞKANLIK meselesi vardır.

ALIŞKANLIK’ın belli bir zamanı vardır, ve diyetlerde hatta bir takım özel çalışmalarda genelde vücudun 28 günlük bir alışkanlık süresi vardır. Enerji çalışmalarında da, uyumlama sonrası 21 günlük kendine enerji çalışması yapma zamanı verilir öğrencilere.

Bizler olumsuz ve bağımlılık yapacak her şeye alışkın durumdayız. Oysa, bu özelliği, olumlu yönde kullansaydık inanılmaz şeyler başarabilirdik.

Olumlu düşünceyi de beynimize şuurlu olarak alışkanlık haline getirmeliyiz.

Kuantum Fiziği’nde “Benzer Benzeri Çeker”, ne düşünürsek o enerjiyi yayınlarız, auramızda kalır ve düşündüğümüz şeylerin kalitesine göre düşük ya da yüksek frekanslı enerjileri çekmeye başlarız.

Unutmayalım ki, kendimizi gözlemleyerek çok sonuçlara ulaşabiliriz.

Alıntı : Kişisel Gelişim ve Olumlamalar

Etiketler , ,

Testere ve Oyunlarının Anlamı

Günaydın Adam. Muhtemelen nerde olduğunu merak ediyorsun. Sana nerde olabileceğini söyleyeyim. Ölmekte olduğun bir odada olabilirsin. Bugüne kadar gölgelerin içinde oturup başkalarının hayatını izledin. Aynaya baktığın zaman ne görüyorsun ? Ben sana bakınca zavallı, umutsuz ve işe yaramaz bir adam görüyorum Adam.Daha çok sadece işe yaramaz.O yüzden bugün kendi ölümünü izleyeceksin Adam. Bu konuda ne yapmak istersin ?

Doktor Gordon, bu uyandırma servisimiz. Meslek hayatının her günü insanlara çok yakında ölecekleri haberini verdiniz. Şimdi siz ölüm nedeni olacaksınız.

Merhaba Pool. Sen son derece sağlıklı, aklı başında, orta halli bir erkeksin. Geçen ay usturayla bileklerini kesmiştin. Gerçekten ölmek mi istediğin için mi bunu yaptın yoksa sadece dikkat çekmek mi istedin ? Bunu bu akşam anlayacağız.Gülünç olan şu ki ölmek istiyorsan olduğun yerde kalmak zorundasın ama yaşamak istiyorsan yine kendini kesmek zorundasın. Dikenli telden kapıya giden yolu bul. Hayatta kalmak için ne kadar kan akıtacaksın ?

Merhaba Troy. Bir oyun oynamak istiyorum. Bu oyun hayatının çoğunu içinde geçirdiğin hücreden pek de büyük olmayan bir odada oynanacak. Hapis hücresi. Doğum anında elde ettiğin bütün ayrıcalıklara ve avantajlara rağmen hapse tekrar ve tekrar geri döndün. Zincir altında özgür olduğundan daha rahatsın. Bu akşam ne kadar ileri gitmek istediğini göreceğiz. O zincirleri sonsuza kadar kır ya da öl Troy. Seçimini yap.

Merhaba Jeff. Son birkaç sene içinde önceki halinin bir kabuğu haline geldin. Öfke ve intikam duyguları seni tüketti. Senin tek oğlunu öldüren sarhoş sürücüden intikamını almak istedin. Şaşırtıcı bir şekilde serbest bırakılan bir katilden, ama bugün mahkemeye çıkartılacak olan kişi sensin. Bulunduğun yerden kaçman için birkaç sınavla yüzleşmen gerekiyor. Bunların herbirinden geçerken acı çekeceksin, ama herbiriyle birlikte bir şansın olacak. Bir affetme şansı. İşte istediğin şey buydu Jeff. Hadi oyun başlasın.

48047e938f312a56c34968497ac9c6a8

Bu cümleler olay yerindeki kurbanların yanına konulan kaset veya karşısındaki ekranda söylenen sözler. Söylenen kelimelerde kurbanın yaşamına dair bilgiler en ince detaylarına kadar anlatılmakta.

Kanser hastası olan Jigsaw, hayatının sonuna yaklaştıkça çevresindeki insanların hayatlarının değerini bilmemelerine çok kızmaktadır. Onun için hayatın bir saniyesi bile çok değerlidir. Hayatın değerini bilmeyenlere ağır bir ders verecektir ve onları çeşitli sınavlara tabi tutar. Çevresini röntgenleyenleri gözünün biri ya da hayatı, hapse defalarca giren birisini her tarafından zincirlemesi onun yöntemlerinden sadece birkaçı.

Testere filminin özü, şiddet sahneleri arasında kayboluyor. Seyredenler korkunun dozunu, şiddetin miktarını tartışıyorlar ancak felsefesi ile ilgilenen yok.

Aslında Testere, yaptığı eylemlerde son derece haklı. Kaçımız yaşadığımız günün önemini, değerini biliyor ? Çoğumuzun bu yönden Testere’nin eline düşeceğine eminim. Zamanını boşa harcayanlar, başkaları ile uğraşanlar, uyuşturucu kullananlar, başkalarına kötü davrananlar vs.

Doğum anında elde ettiğin tüm ayrıcalıklara rağmen, hayatın değerini bilemedin. Ne kadar anlamlı bir cümle. Nedir bu ayrıcalıklar ? Küçük olaylardan mutlu olmayı bilmek, yaşama sevinci ile dolmak, özgürlüğün tadına doya doya varmak. Zamanı doğru kullanabiliyor muyuz ? Boş zamanlarımızda ne yapıyoruz ? Günlerimiz bir önceki günün aynısı mı ? Çevremizdeki kuşların ötüşünden, akşam parıldayan yıldızlardan, rahat bir uykudan, güzel bir kahvaltıdan mutlu olabiliyor muyuz ? Dostluk kapılarımızı kapattık mı ? Yoksa insanlara artık güvenmiyor muyuz ? En küçük bir olaya kızıp karşımızdaki insanı üzüyor muyuz ? En önemlisi elimizdeki imkânlar için şükredip, olmayan insanları aklımıza getiriyor muyuz ?

Şimdi düşünelim Testere’nin eline hangi yönümüzden dolayı düşebiliriz ve cezamız ne olabilir ?

Bir korku filminde yaşamın felsefesinin verilmesi ne kadar ilginç ve bir o kadar güzel. Ancak bunu anlayabiliyor muyuz ? Orası tartışılır.

Hadi cezamızı kendimiz verelim. Bir düşünelim bakalım geçmiş yaşamımızı. Neleri ihmal etmişiz acaba ?

Ben Testere filminde John Kramer’i destekliyorum. Onun her kurbanına kaset dinlettiği anı iple çekiyorum. Acaba zaafı neymiş ?

Kurbanın ise dinlediğinde geçmişi muhakeme edecek vakti bile yok ?

Etiketler , , ,

GÜNE MORALLİ BAŞLAMANIN YOLLARI

Nedir bu asık yüz, neden homurtular içindesiniz. Bir türlü mutlu olamıyorsunuz.. “İşte berbat bir gün daha” yakınmalarıyla yataktan kalkıyorsunuz. Oysa güne daha iyi başlamak da mümkün.
Ki bir gün nasıl başlarsa öyle gider! Uzmanların bu alandaki önerilerine kulak kabartmak lazım. İşte size bir güne güçlü ve moralle başlamak için ipuçları …
Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. o yüzden güne moralle başlamak çok önemlidir. Bir çok insan homur homur yataktan kalkar ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri hayata geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli “sır”lar.
Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin..
Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.”
Pencerenin önüne gelin ve dışarıya ( doğaya bakarak ) nefes alıp vermeye başlayın. Bu “Nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.
 Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunun için şu sözü aklınızdan geçirin : “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!” 
Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin.
Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün”. Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar. 
Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın.. 
Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz ? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını….


Miş gibi oyununu oynayın ve “Bugün mutluyum” deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz. 
Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu ? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın, işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin “Bugün kendimi harika hissediyorum” deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz. 
O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin “İşe gidiyorum yine, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine” diye düşünmek yerine, “İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim” diye düşünün. (Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.) 
İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara “değer katma”yı düşündünüz mü? “Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?” diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın, 
Eğer zorlu bir güne başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirleyecektir. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!
Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınızı kendinize dolayıp, ” Her şey çok daha güzel olacak” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha da kolaylaşacaktır.